Quick Access


Bu Dergi DOI ve Crosscheck üyesidir


TÜRK HUKUKUNDA SİGORTACININ HALEFİYETİ
(THE SUBROGATION OF THE INSURER IN TURKISH LAW )

Author : GÖKHAN GÜNCAN    
Type :
Printing Year : 2021
Number : 27
Page : 436-451
    


Summary

“Halef” sözcüğü, etimolojik olarak Arapça kökenli olup, “birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse” anlamına gelmektedir. Hukuki anlamda bir terim olarak değerlendirildiğinde ise “halefiyet”, “alacaklıya ödemede bulunan üçüncü kişinin yaptığı ödeme nispetinde alacaklının yerine geçmesi ve onun yerini alması”; başka bir ifadeyle, “ödeme yapan veya ifada bulunan üçüncü kişinin hukuken alacaklının sahip olduğu haklara sahip olması” olgusunu ifade eden bir sözcüktür. Halefiyetin düzenleniş biçimine bakıldığında, buna ilişkin genel düzenlemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Kısaca: TBK)’nda yer aldığı görülür. Mezkur Kanunun m. 127 hükmüne göre “borçlu tarafından alacaklıya ifada bulunacak üçüncü kişinin kendisine halef olacağını ifadan önce alacaklıya bildirmesi” ve “malikin veya mülkiyet dışında başka bir ayni hak sahibinin üçüncü kişinin borcu için rehin kurulmuş bir şeyi rehinden kurtarması” olmak üzere halefiyetin gerçekleşebileceği iki olasılıktan bahsettiği görülecektir. Ancak, hükümde dikkati çeken bir diğer husus, halefiyet hallerine ilişkin diğer hükümlerin saklı tutulmuş olmasıdır (TBK 127/2). Halefiyete ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun saklı tuttuğu hükümlerden birisi de sigorta hukukunda cari olan sigortacının halefiyeti halidir. Sigorta hukukunda halefiyete ilişkin düzenlemelere bakıldığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (Kısaca: TTK), bu ilkeye ilişkin hükümleri mal ve sorumluluk sigortaları için ayrı ayrı sevk ettiği görülmektedir. Mal sigortalarında sigortacının halefiyeti TTK 1472 hükmünde düzenlenmiş iken, sorumluluk sigortalarında sigortacının halefiyeti ise TTK 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan hükümler, birbirlerine paralel biçimde, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının hukuken sigortalının yerine geçeceğini düzenlemiş ve sigortalının gerçekleşen zarar dolayısıyla sorumlulara karşı sahip olduğu dava ve takip hakkının tazmin edilen sigorta tazminatı nispetinde sigortacıya geçeceğini ifade etmektedir. Aynı zamanda mezkur hükümler sigortalıyı da sigortacının halefiyete ilişkin haklarını ihlal edecek biçimde davranmaktan men etmekte ve sigortacının halefiyete ilişkin haklarını ihlal etmesi halinde sigortacıya karşı sorumlu olacağını da düzenlemektedir (TTK 1472/2, 1481/3). Hükümler birlikte ele alındığında, dikkati çeken husus, halefiyetin esasen zarar sigortaları için düzenlenmiş olduğu ve kural olarak meblağ sigortaları için bu ilkenin uygulanamayacak olmasıdır. Zira meblağ sigortaları açısından önemli olan rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan meblağın ödenmesidir. Meblağ sigortalarında bir zararın tazmini gündeme gelmez. Buna göre meblağ sigortalarının esas itibariyle halefiyet ilkesinin düzenleniş amacına da uygun düşmediği söylenebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bir yandan halefiyet ilkesini düzenlemiş iken, diğer yandan bu ilkeyi bir başka ilke ile, yani zenginleşme yasağı ilkesi ile desteklemiştir. TTK m. 1459 hükmü "Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder" ibaresiyle sigortacının sadece teminat kapsamındaki gerçek zararı karşılayacağını, daha fazlasından sorumlu olmayacağını ifade etmektedir. Böylece kanun koyucu sigortacılık kurumunun bir zenginleşme aracı olarak kullanılmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Halefiyet ilkesi de esasen zenginleşme yasağını desteklemektedir. Halefiyet ilkesi, sigortalının sigortacıya başvurarak zararını tazmin ettirmesine rağmen zarar sorumlusuna da başvurarak ikinci kez talepte bulunmasını, yani sigortacılık kurumunun bir zenginleşme aracı olarak kullanılmasını önlemektedir. Sigortacı sadece sigortalıya sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tazmin edilen kısmı nispetinde sigortalıya halef olmakta ve diğer yandan sigortalının da zararın sigorta ile karşılanmayan kısmı için zarar sorumlusuna başvurma imkanı devam etmektedir. Sigortacı, ödediği ve böylece sigortalıya halef olduğu miktar için zarar sorumlusuna rücu edebilme hakkına sahiptir. Sigortacının zarar sorumlusuna rücu edebilmesi için sigorta tazminatının kısmen veyahut tamamen ödenmiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı başvuruda bulunabileceği takip veya dava yetkisine sahip olması şartları aranır. Sigortacının rücu hakkını kullanırken tabi olduğu zamanaşımı süresi, zarar sorumlusuna sigortalının başvururken tabi olduğu zamanaşımı süresi ile aynıdır. Bu makalede, halefiyete ilişkin genel düzenlemelere değinilerek Türk hukukunda sigortacının halefiyetinin şartları, hükümleri ve sonuçları Kanun ve doktrindeki görüşler ışığında ele alınarak irdelenmiştir.



Keywords
Mal Sigortası, Sorumluluk Sigortası, Halefiyet İlkesi, Rücu Hakkı.

Abstract

The word “Khalaf” is etymologically of Arabic origin and means “one who follows someone and takes his place”. When evaluated as a legal term, "subrogation" means "replacing and replacing the creditor in proportion to the payment made by the third party paying the creditor"; in other words, it is a word that expresses the fact that the third person making the payment or performing the payment has the rights legally possessed by the creditor. When we look at the arrangement of the subrogation, it is seen that the general regulation regarding this is included in the Turkish Code of Obligations No. 6098. Art of the aforementioned Law. According to the provision of art 127, it will be seen that there are two possibilities in which subrogation can take place: “the third person who will perform to the creditor by the debtor notifies the creditor before the performance that he will succeed him” and “the owner or another real right holder other than the property releases something pledged for the debt of the third party from the pledge”. However, another point that draws attention in the provision is that other provisions regarding the states of subrogation are reserved (Turkish Code of Obligations art. 127/2). One of the provisions reserved by the Turkish Code of Obligations No. 6098 regarding the subrogation is the subrogation of the current insurer in the insurance law. When we look at the regulations regarding subrogation in insurance law, it is seen that the Turkish Commercial Code No. 6102 (in short: TCC) refers to the provisions regarding this principle separately for property and liability insurances. While the subrogation of the insurer in property insurance is regulated in the provision of TCC 1472, the subrogation of the insurer in liability insurance is regulated in the provision of 1481 of the TCC. The aforementioned provisions, in parallel with each other, regulate that the insurer who pays the insurance indemnity will legally replace the insured and states that the insurer's right of action and proceeding against those responsible for the damage incurred will pass to the insurer in proportion to the indemnified insurance indemnity. At the same time, the aforementioned provisions prohibit the insured from acting in a way that violates the insurer's rights regarding substitution and regulates that the insurer will be liable to the insurer if it violates its rights regarding substitution (TCC 1472/2 and TCC 1481/3). When the provisions are taken together, it is noteworthy that the subrogation is mainly regulated for loss insurances and this principle cannot be applied for sum insurances as a rule. Because the important thing in terms of amount insurance is the payment of the amount agreed in the insurance contract in case of the realization of the risk. In sum insurance, compensation for a loss is not on the agenda. Accordingly, it can be said that sum insurances do not comply with the purpose of the subrogation principle. While the Turkish Commercial Code No. 6102 regulated the principle of subrogation on the one hand, it supported this principle with another principle, namely the principle of prohibition of enrichment. With the phrase "The Insurer compensates the loss suffered by the insured", the provision of the TCC art. 1459 states that the insurer will only cover the actual damage within the scope of the coverage and will not be liable for more. Thus, the legislator tried to prevent the insurance institution from being used as a means of enrichment. The principle of subrogation also essentially supports the prohibition of enrichment. The principle of subrogation prevents the insured from making a second claim by applying to the person responsible for the loss, even though the insured has applied to the insurer for compensation, that is, the insurance institution is not used as a means of enrichment. The insurer becomes a successor to the insured only in proportion to the portion of the damage indemnified under the insurance contract, and on the other hand, the insured continues to have the opportunity to apply to the loss responsible for the portion of the damage not covered by insurance. The insurer has the right to recourse to the loss responsible for the amount paid and thus successor to the insured. In order for the insurer to recourse to the loss responsible, it is required that the insurance indemnity has been partially or fully paid and that the insured has the authority to pursue or litigate against the loss responsible. The statute of limitations to which the insurer is subject when exercising its right of recourse is the same as the statute of limitations when applying to the insured person. In this article, the conditions, provisions and consequences of the insurer's subrogation in Turkish law are discussed in the light of the views in the Law and doctrine by referring to the general regulations regarding the subrogation.



Keywords
Property Insurance, Liability Insurance, Principle of Subrogation, Right of Recourse.

Advanced Search


Announcements


    EYLÜL SAYISI 

    Değerli Bilim İnsanları, Eylül Sayımız Yayınlanmıştır.



Address :Göztepe Mah., Beykoz, Istanbul/TURKEY
Telephone :+90 537 579 28 78 (Turkey) Fax :+90 216 606 32 75
Email :journalssd@gmail.com

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri