Quick Access


Bu Dergi DOI ve Crosscheck üyesidir


Summary


TÜRK HUKUKUNDA SİGORTACININ HALEFİYETİ

“Halef” sözcüğü, etimolojik olarak Arapça kökenli olup, “birinin ardından gelip onun makamına geçen kimse” anlamına gelmektedir. Hukuki anlamda bir terim olarak değerlendirildiğinde ise “halefiyet”, “alacaklıya ödemede bulunan üçüncü kişinin yaptığı ödeme nispetinde alacaklının yerine geçmesi ve onun yerini alması”; başka bir ifadeyle, “ödeme yapan veya ifada bulunan üçüncü kişinin hukuken alacaklının sahip olduğu haklara sahip olması” olgusunu ifade eden bir sözcüktür. Halefiyetin düzenleniş biçimine bakıldığında, buna ilişkin genel düzenlemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Kısaca: TBK)’nda yer aldığı görülür. Mezkur Kanunun m. 127 hükmüne göre “borçlu tarafından alacaklıya ifada bulunacak üçüncü kişinin kendisine halef olacağını ifadan önce alacaklıya bildirmesi” ve “malikin veya mülkiyet dışında başka bir ayni hak sahibinin üçüncü kişinin borcu için rehin kurulmuş bir şeyi rehinden kurtarması” olmak üzere halefiyetin gerçekleşebileceği iki olasılıktan bahsettiği görülecektir. Ancak, hükümde dikkati çeken bir diğer husus, halefiyet hallerine ilişkin diğer hükümlerin saklı tutulmuş olmasıdır (TBK 127/2). Halefiyete ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun saklı tuttuğu hükümlerden birisi de sigorta hukukunda cari olan sigortacının halefiyeti halidir. Sigorta hukukunda halefiyete ilişkin düzenlemelere bakıldığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (Kısaca: TTK), bu ilkeye ilişkin hükümleri mal ve sorumluluk sigortaları için ayrı ayrı sevk ettiği görülmektedir. Mal sigortalarında sigortacının halefiyeti TTK 1472 hükmünde düzenlenmiş iken, sorumluluk sigortalarında sigortacının halefiyeti ise TTK 1481 hükmünde düzenlenmiştir. Anılan hükümler, birbirlerine paralel biçimde, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının hukuken sigortalının yerine geçeceğini düzenlemiş ve sigortalının gerçekleşen zarar dolayısıyla sorumlulara karşı sahip olduğu dava ve takip hakkının tazmin edilen sigorta tazminatı nispetinde sigortacıya geçeceğini ifade etmektedir. Aynı zamanda mezkur hükümler sigortalıyı da sigortacının halefiyete ilişkin haklarını ihlal edecek biçimde davranmaktan men etmekte ve sigortacının halefiyete ilişkin haklarını ihlal etmesi halinde sigortacıya karşı sorumlu olacağını da düzenlemektedir (TTK 1472/2, 1481/3). Hükümler birlikte ele alındığında, dikkati çeken husus, halefiyetin esasen zarar sigortaları için düzenlenmiş olduğu ve kural olarak meblağ sigortaları için bu ilkenin uygulanamayacak olmasıdır. Zira meblağ sigortaları açısından önemli olan rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan meblağın ödenmesidir. Meblağ sigortalarında bir zararın tazmini gündeme gelmez. Buna göre meblağ sigortalarının esas itibariyle halefiyet ilkesinin düzenleniş amacına da uygun düşmediği söylenebilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu bir yandan halefiyet ilkesini düzenlemiş iken, diğer yandan bu ilkeyi bir başka ilke ile, yani zenginleşme yasağı ilkesi ile desteklemiştir. TTK m. 1459 hükmü "Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder" ibaresiyle sigortacının sadece teminat kapsamındaki gerçek zararı karşılayacağını, daha fazlasından sorumlu olmayacağını ifade etmektedir. Böylece kanun koyucu sigortacılık kurumunun bir zenginleşme aracı olarak kullanılmasının önüne geçmeye çalışmıştır. Halefiyet ilkesi de esasen zenginleşme yasağını desteklemektedir. Halefiyet ilkesi, sigortalının sigortacıya başvurarak zararını tazmin ettirmesine rağmen zarar sorumlusuna da başvurarak ikinci kez talepte bulunmasını, yani sigortacılık kurumunun bir zenginleşme aracı olarak kullanılmasını önlemektedir. Sigortacı sadece sigortalıya sigorta sözleşmesi kapsamında zararın tazmin edilen kısmı nispetinde sigortalıya halef olmakta ve diğer yandan sigortalının da zararın sigorta ile karşılanmayan kısmı için zarar sorumlusuna başvurma imkanı devam etmektedir. Sigortacı, ödediği ve böylece sigortalıya halef olduğu miktar için zarar sorumlusuna rücu edebilme hakkına sahiptir. Sigortacının zarar sorumlusuna rücu edebilmesi için sigorta tazminatının kısmen veyahut tamamen ödenmiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı başvuruda bulunabileceği takip veya dava yetkisine sahip olması şartları aranır. Sigortacının rücu hakkını kullanırken tabi olduğu zamanaşımı süresi, zarar sorumlusuna sigortalının başvururken tabi olduğu zamanaşımı süresi ile aynıdır. Bu makalede, halefiyete ilişkin genel düzenlemelere değinilerek Türk hukukunda sigortacının halefiyetinin şartları, hükümleri ve sonuçları Kanun ve doktrindeki görüşler ışığında ele alınarak irdelenmiştir.



Keywords
Mal Sigortası, Sorumluluk Sigortası, Halefiyet İlkesi, Rücu Hakkı.

References

Advanced Search


Announcements


    EYLÜL SAYISI 

    Değerli Bilim İnsanları, Eylül Sayımız Yayınlanmıştır.



Address :Göztepe Mah., Beykoz, Istanbul/TURKEY
Telephone :+90 537 579 28 78 (Turkey) Fax :+90 216 606 32 75
Email :journalssd@gmail.com

Web Yazılım & Programlama Han Yazılım Bilişim Hizmetleri